Evi Arabayı Sattım Derbiye Bastım…

Tarih

Bir derbi daha geldi geçti. Şakalar, caps tasarımları, tartışmalar, atışmalar ve yorumlar ardı ardına gelirken, maçtan günler önce oynanan bir bahis tüm ilgiyi üzerine çekmeyi başardı. Eskiden yemeğine, formasına, gazozuna girdiğimiz iddialar devletin yasal bahis açılımıyla farklı bir boyuta ulaşmıştı. Ancak İzzet Salti isimli vatandaşın oynadığı bahis işi iyice kumar noktasına taşıdı. Bir bakıma herkesin hayalini süsleyen aksiyonu da gerçekleştirmiş oldu.

 

70.000 TL değerindeki aracını satıp Fenerbahçe galibiyetine yatıran vatandaş maç sonrasında 140.000 TL kazanmayı hedeflerken, maçın berabere bitmesiyle birlikte kaybeden taraf oldu. Mantık olarak bu kadar yüksek oranda bahis oynanmasına karşıyım ama eğer bu kadar para yatıracak olsam ev sahibi kaybetmez seçeneğini tercih ederdim. Tabii ki bu bahis hakkında ortalıkta dönem birkaç söylenti de yok değil. Kimisine göre olay tamamen mizansen ve bahis sitesinin reklamını yapmak için kurgulanmış. Kimisine göre ise İzzet Salti kendi reklamını yapmak için bu yöntemi kullanmış. Bir başka görüşe göre ise sadece tek bir bahis firmasının değil, ortak bir çıkar için bir araya gelen bahis şirketlerinin bahis oynamayı teşvik eden bir reklamı olarak kurgulanmış. Bu iddiaları iletişim ve mantık yönüyle irdeleyecek olursak; eğer Fenerbahçe maçı kazanmış olsa ve adam 140.000 TL almış olsaydı, insanların özendirilmesi noktasına evet diyebilirdik. Ancak kaybettiğine göre insanlarda umut edilebilecek bir nokta bırakmamıştır.

 

Gelelim kendi reklamını yapmasına… Evet, milyonlar harcasa yapamayacağı reklamı yaptı diyebiliriz. Gazeteler, televizyonlar, hatta biz bile şu anda kendisinin reklamını yapmaktayız. Ancak bunu devamlı yapmadığı takdirde her gün yeni gelişen olaylar neticesinde kısa sürede unutulup gidecek. Tıpkı daha öncekiler gibi. Bir insan kâr etmeyeceği şeyin reklamını yapmaz. Reklamın iyisi kötüsü olmaz derken kimse de 70.000 TL kaybederek topluma mâl(!) olmak istemez sanırım. Cesaret ve aptallık arasında belki ince bir çizgi vardır ama buradaki durum cesaret gösterisi değil, aptallık ise reklamını yapmak için iyi bir özellik değildir. Neticede kendi reklamını yaptığını düşünmüyorum (ama ihtimal dışı da değil).

 

Ortaya atılan iddialardan bahis şirketinin reklamı denilmesi ise firmanın logosu gözükmediğinden bana mantıklı gelmiyor. Tabii ki birçok insan sitenin tasarımından firmayı biliyor olabilir. Yine de bilmeyenler için çok etkili bir tanıtım silahı olmuş olmuyor. Netice de bahsin kaybedilmesinden ötürü bu seçeneğin de cazip bir reklam yatırımı olduğunu düşünmüyorum.

 

Nedir bu işin aslı diye bakacak olursak halk arasında “yağı bol bulunca yapılan faaliyetler” olarak konumlandırılıyor. Tıp literatüründeki karşılığı ise “görmemişin oğlu olmuş sendromu” olarak biliniyor. Bizim yaptığımız da “zenginin malının derdine düşülmesi” olsa gerek.

Diğer
Yazılar

Ajans Başkanımızdan;

Ajansımızın Kalbinde Yatan Tutku ve Bilgi: Reklamcılığın Güçlü İkilisi Merhaba, Reklamcılık dünyasında iki önemli değer, işleri sıradanlıktan çıkarıp olağanüstü kılan temel unsurlar olarak öne çıkar:

Tamamını Okuyun »

Yeniden Hoş Geldin Wilo

Uzun yıllar yol arkadaşlığı yaptığımız Wilo ile yollarımız yeniden kesişti.Birlikte omuz omuza nice başarılı işlere imza atmış olduğumuz ve benimsediğimiz markamızla yeniden çalışmaya başlamak hepimiz

Tamamını Okuyun »