GERÇEKLERİMİZ

“Bir reklam ajansı ne yapar?”

Sıkça sorulan bir sorudur. Herkesin kafasında net olmamakla birlikte bir “reklam ajansı” olgusu vardır. Ancak emin olunamamaktadır. Çünkü reklam ajanslarının yaptığı iş her ne kadar kâğıt üzerinde aynı olsa da yapıları ve işi ele alış biçimleri birbirinden farklıdır.

Konfüçyüs’a göre bir işi yapmanın üç yolu vardır; akıl yürüterek (en saygını), benzeterek (en kolayı) ve tecrübeyle (en acısı). Benzetmenin sadece günü kurtarmak isteyenlerin ve kolaya kaçanların yolu olduğu aşikârdır. Biz hiçbir zaman kolaya kaçan taraf olmadık. 15 yıllık tecrübemizi kazanırken mutlaka acı deneyimlerimiz de oldu. Ancak asla akıl yürütmeden attığımız bir adım dahi olmadı. Çünkü insanların bize saygı duymasını istiyorsak önce bizim işimize saygı göstermemiz gerektiğini biliyorduk.

Bu konuda asıl sorulması gereken soru ise genellemelerden uzak olandır. Çünkü her ajans şahsına münhasırdır.

 

“R2D2 ne yapar?”

Bu daha doğru bir soru. Biz, kurulduğumuz günden beri birlikte yürüdüğümüz tüm markalarımız için aynı şeyi yapıyoruz. Yani felsefesinden esinlendiğimiz R2D2’nun yaptığını. Mutlaka hatırlarsınız; hani Star Wars filminin kahramanlarının en kritik ve zorlu anlarında ortaya çıkıp öngörüsü, cesareti ve becerileriyle onlara destek olup yol gösteren küçük ama etkili robot. Elbette robot değiliz ama R2D2 da sıradan bir robot değil. En zorlu anlarda bile tereddüt etmez, doğru olduğuna ve yapması gerektiğine inandığı şeyi yapar. Cesaretli, karakterli, kendisini vazifesine adamış, tutkuyla hareket eden “Yapamazsın, mümkün değil” gibi sözlere aldırış etmeden girdiği her aksiyondan alnının akıyla çıkmış bir karakter olarak hafızalara kazınmıştır. Biz de işimizin asıl kahramanları olan markalarımıza aynı adanmışlık, cesaret ve en önemlisi tutkuyla destek oluyoruz.

Georg Hegel’in de dediği gibi “Dünyada tutkuyla birlikte olmadıkça, hiçbir büyük iş başarılamaz.”

 

Ne yapmıyoruz?

İçinde tutku görmediğimiz markayla çalışmıyoruz! Gerçek kahramanlara yoldaşlık etmek istiyoruz.

Ukalalık yapmıyoruz! Çünkü yapay bir birliktelik değil, samimi bir ilişki arıyoruz.

Haklı olmaya çalışmıyoruz! Haklı ya da haksız olmamızın bir sorunu çözmeyeceğini biliyor, sadece doğru olanı yapmanın peşinden koşuyor ve çözüm üretiyoruz.

Sorumluluktan kaçmıyoruz! Aksine inisiyatifi ele alıp markalarımızın yükünü hafifletmeye çalışıyoruz.

Ortalama çözümlemelerle ilgilenmiyoruz! Her zaman daha iyisini yapabileceğimize inanıyoruz, ortalama çalışmalarla tatmin olmuyoruz.

Ne şiş yansın ne kebap demiyoruz! Gerektiği yerde, gerektiği kadar agresif olabiliyoruz (ama kişiye değil oyuna karşı).

 

Peki, ne yapıyoruz?

Sizi yakından tanımanın ötesinde içinizden birisi olmaya çalışıyoruz. Sizinle aynı duygu, düşünce ve tutkuyu paylaşmaya özen gösteriyoruz. Verilen kararların %95’inin irrasyonel olduğunu bildiğimizden tüketicilerin ceplerine değil psikolojilerine ve duygularına seslenmeyi önemsiyoruz. İş süreçlerine mümkün mertebe sadık kalıyoruz. Hem bizi hem de markalarımızı ileriye taşıyacak ana stratejiye sadık tutkulu işler çıkarıyoruz.

Bir de ajansı ajans yapan yegâne şeyi de oldukça iyi yapıyoruz. Tutkuyla yapılınca kahve bile bir başka oluyor. Bir gün kahve içmeye de bekleriz.